kanı susturun / mehmet çetin

aşkınızdan artakalan yaralı hayvan. ben

dağlara sığınan göllerin sıkıntısıyla ahh

uyanıyor her gece çöl sesi duyuyorum

yurt diyorsunuz yurttaşlık ödevi mi ne

dağlara düşerken ateşböcekleri, ölüme

kaskatı bir çığlık gibi kırıyorum kendimi

ve yaralı son bir hayvan gibi soluyorum

yaralı hayvanca soluyorum ormanınızda

kanı susturun kanı susturun kanı sus..

günahına cehennem o kefende yanıyor

yurt lanetine sürgün bir dargın ırmak

kanıyor içine akıyor kendine kırgın

dağlara sığınan göllerin sıkıntısıyla

sual ediyor doğrulup söylemek istiyor

rüzgar kadar mı yıldızlar kuşlar kadar

unutmak isterdim nereli olduğumu unut

yoksulun ahı bu kim kardeş değil kime

besso na gonî bıqendo na gonî bıqendo

utanır ama halk çığlığıyla yaralı yanım

gece yine ölümle çöker o ay düşüne

yıkılır üstüme iniltisi dağ rüzgarının

kanlıdır o ağır bir orman yangınıdır

sual eden ölüler bile konuşmak ister

unuttuk nereli olduğumuzu ölünce biz

unutur musunuz siz yaşayan divaneler

unutmak isterdim hep unutalım isterdim

basta de sagre basta de sagre basta de..

saçlarında asılmışların aklaşan ömrüyle

buhura sızan bu kan uğultusu içindeki

ay yoksunu gece kadar bahtsız halk ah

ahh cellatları kadar suçsuz ve ağır halk

yırtılırken damarları bir mermerin bile

kan ısırıyor çocuklar karpuz içlerinden

bu rüzgar bu yoksulluk bu iççekişten

kim borçlu değil öfkesine susarken böyle

kanı susturun kanı susturun kanı sus..

kıyamın fısıltısı değil mi yeraltı ırmakları

kuşkuluyum çünkü büyütmediğini kanın

öptüğüm şu nergizi o hercai menekşeyi

sual eder acıyla talan edilen gözlerim

kan değil mi sanki en eski suçu insanın

yeryüzünün ağrıyan yerlerinde dolaşan

ırmaklardan kuşlardan ki aşktan da çok

sesinle çık dışarıya sesine çık ve yeter de

besso na gonî bıqendo na gonî bıqendo

ahh vatan diye kanlıtapınakta yaşayanlar

göz diye kangözeneğinden bize bakanlar

susturun şu kan sesini geri vereyim size

çocuklukta unutulmuş lavanta kokusunu

yeter deyin ganimet değil ki vicdanınız

kendinizi asacak dal bile kalmaz dinleyin

yaktığınız orman sizi de yakar yeter deyin

yeter deyin vereyim size düşlerini che’nin

basta de sagra basta de sagra basta de..

konuşsam vuruyor kendimi katil oluyorum

suçluyum halk kadar yeryüzü sürgünüyüm

ama uçurumkuşuysa dil ve acem kılıcıysa

ve sınırını kanla çiziyorsa her bir ülkenin

ölüm çoğaltıyorsa çığlığı din mağarasında

unutuluyor böylece bu çocuk kekemeliğim

sesimi böyle bir çılgınlıkta nasıl yitirdiğim

dilim lal ve sağır çığlığı kalbim ki çingene

sesinle çık dışarıya sesine çık ve yeter de

dağlara sığınan göllerin sıkıntısıyla ahh

yine bir kabustan uyanıyorum sesinize

ki yırtılıyor damarları kalbimizin işte

gazete bile okunamıyor kandan başka

kınıyorum kendimi o çığlık gibi kırgın

sokakta unutulmuş bir ceset oluyorum

ve yaralı son bir hayvan gibi soluyorum

yaralı hayvanca soluyorum ormanınızda

kanı susturun kanı susturun kanı sus..

Usenê Qeremani

Share this content:

Paylaşın

Tags:

Comments are closed